2 Ekim 2009 Cuma

Birşey Söylemek İstiyorum!!!


Selam herkese.Bir Bayram daha geride kaldı birçoğunuz sevidkleriyle birlikte olup ilerde hatırlayacağı ve mutlulukla anlatabileceği güzel anılar sahibi olurken birçoğumuz da geçmişte bir avuş dolusu elde ettiği anıların mutluluğuyla avunmakla yetinebildi.
Biraz duygusal bi giriş oldu farkındayım neyse hızlıca anlatacaklarımıza geçelim..
--Malum bu aralar canımın sıkıntısı had safhada olduğu için ilkokul öğretmenimin dediği gibi"insanın en iyi dostu kitaptır" lafına kanıp kitap okumaya heveslendim.Hadi okumuşken şöyle tarihi bir gerçekliğe ışık tutan,Kültürümü artırabilecek, kalın bi kitap okuyayım dedim.Belki yarın öbürgün ortamlarda sosyal bilgimle toplumumuzun kanayan yarası eğitimsizliğe kendi imkanlarımla bir ışık tutarım.O da olmadı ortamlardan kız kaldırmamıza yardımcı olur öğrendiklerim diye kitaplığa bi göz attım.O anda aklıma şöyle bi soru geldi."Bir insan neden tuğla gibi kitap yazar?"Tolstoy ,Yaşar Kemal,Orhan pamuk sonra Dostoyevski .Yani zannetmiyorum hiçbir yazar "ooooo dur bi tuğla gibi kitap yazayım da en olmadı davarın biri arabasına takoz nıyetıne kullanır"diye düşünsün.Filli Boyann tesislerinin bir ayda tam kapasiteyle urettigi kadar boya harcadi picasso..Sağır kulagini tedavi icin göztepe ssk ,yada şişli etfali dolasacagina ya da "Hass.sktir...ekmek teknem, kulagim gitmis, sihhatim bozulmus...bundan sonra kralini tanimam,vurur kafayi uyurum aga" diyecegine inatla beste yapan beethoven'a ne demeli...bu insanlar orospu cocugu mu ki durduk yere dev eser uretsinler, milletin goz sagligina tecavuz etsin,kiymetli zamanini calsin...ya da hayvan cocugu mu ki bi ton boya harcasin.Demek ki cok canlari sikiliyormus bu büyüklerimizin.Benim de sıkılıyo ama malesef böyle eserler veremiyorum.Özür dilerim.neyse.pek arkadaslari,arayan soranlari yokmus...sevilmeyen kisiler olabilirler...pekala olabilirler...o yuzden calmayan telefonlarimiz, sorulmayan hatirimiz bizim icin bir umut isigi olabilir...simdi Orhan Pamuk'un muhabbetlerin olmazsa olmazi,sinifin komedyeni,"bi fıkra anlatınca hepimiz ohaaa olduk,yerlere yatirdi bizi" olani,kisacasi ortam adami oldugunu dusunelim...Yada Nobel ödüllü bu zatın Nike'den aldigi eyırkondişınlı, goz alici,janjanlı ayakkabılarıyla Kadıköyde yarrak gibi bi o yana bi bu yana yuruyerek cenkleri, orçunları aradigini dusunelim...o kitaplari eger oyle bir adam olsaydi yarragimi yazardi...ayni bilgi birikimine, ayni hissiyatlara sahip olsaydi-ki olmazdi- yarrragimi yazardi...sikinti ile uretkenlik arasinda bir bag oldugu kesinlik kazaniyor boyle dusunursek..
yani o eserlerin, o kitaplarin, resimlerin, muziklerin insanlik tarihine sirf can sikintisindan kazandirildigini dusunebiliriz...demek ki siki can gercekten iyi bir seymis kolay kolay gecmezmis...yani diyecegim su ki; etrafimizda sevmedigimiz, beraber gezmek istemedigimiz, ayni ortamda bulunmayi istemedigimiz insanlari aramazken, ekerken, bi yere cagirmazken iki kere dusunelim...hem kendi ekmek yedigimiz tabaga pislemeyelim hem de yanimizda yoremizde gencbir Orhan Pamuk yasiyor olabilir...ona biraz saygi gosterelim.Gerçi ben Counter Strike oynuyorum canım sıkılınca aklıma başkada bişey gelmiyor.Sizde benim gibi davarımsıysanız yalnız değilim demektir.Tüm davarlar adına güzel ve bol eğlenceli bir hayat dilerim tüm insanlığa...

0 yorum: