Ugur Parmak Bilgisayar Okur Yazarlığı ve Eğitmenlik Defteri
UĞUR PARMAK adlı bi kişinin yazdığı bişiler var burda da..bilgisayar öğretmenliği okuyan bu arkadaşın kendi dünya gözüyle yazdığı şeylerdir.beni bağlamaz...
Bu blogtaki kişi ve kurumların gerçekle hiçbir ilişkisi olmayıp hepsi birer hayal ürünüdür.yada değildir.ne biliym mına koyayım!!
UĞUR PARMAK adlı bi kişinin yazdığı bişiler var burda da..bilgisayar öğretmenliği okuyan bu arkadaşın kendi dünya gözüyle yazdığı şeylerdir.beni bağlamaz...

Boğuluyorum geceleri.Günlük hayatın stresini atmayı düşlediğim sıcak yatağım bile boğuyor artık beni.Hiç bir şey avutmuyor .Meğer ne büyük, ne ulaşılmaz hedefler koymuşum kendime.eziliyorum altında,gücüm yetmiyor.Açıkçası kulağıma kim fısıldadı gerçek hayatın amcasızlığını yada ben top oynarken ne ara fark ettim bilmiyorum.Tek bildiğim,hayalimin bu hayatta küçük şeylerle mutlu olmaya endeksli olduğuydu.Nasıl olursa olsun sadece mutlu olmak.Bazen iyi geçen sınavdan aldığım yüksek bir not bazen arkadaşlarla içilen biranın sohbeti,bazen sevgilinin narin kollarındaki o küçük ipeksi dokunuşlar….Yaşım yirmi üç ve yetişkinliğe ilk adım attığım yıllardan beri insanlara karşı hiç önyargı beslemedim diyebilirim.İnsanlar üçe ayrılır diye başlayan konuşmaları sevmemenin nedeni ne olursa olsun insanları üçe ayıran zihniyet yarın öbür gün tutar dörde de ayırır.İşte bu ayrımcılıktan olabildiğince uzak kalarak aksine onlara yakınlaşmaya çalıştım.Hep iyi arkadaşlıklar,dostluklar kurabilmek için çabaladım.Bazen iyi şeyler için çabalamak tek başına yeterli olmayabiliyor.İnsanları anlayabilmek başlı başına bir problem .Özellikle de şu kadınları anlamak için harcadığım zamanı işime harcasaydım şimdi İstanbul’un yarısı benimdi.Yada değildi önemli olan bu değil.Önemli olan benim onların ne istediklerini asla tam olarak kestirememem.Bir kadın sevgilisinden ayrıyken başka bir erkekle konuşmaya başlıyor ve görüşmek üzere sözleşiyorsa burada suç kadının mıdır yoksa erkeğin mi?Dahası arkadaşça ,dostça sohbet amacıyla yapılan görüşmelerde suç var mıdır?Peki hal böyleyken niye konuştuğu kişiden gelen mesajı erkek arkadaşı görünce sitem eder,bozulur.Hayır rahatsız,şizofren olan sen misin yoksa ben miyim anlayamadım gonca gülüm.Nedir bu şımarıklık ne yardan ne serden geçeyim mantığı.Yoğurtlayıp yedirmek lazım o mantığı sana..Göğe yükselirken nasıl yükseldiğini bir sen bilirsin bir de Allah.Ve bilirsin ki tekrar inmek vardır bide.Yolcuyu da ilgilendiren iniştir.zira hiçbir pilot yoktur ki yükselirken alkış alsın.Yada her ne s.kimse …İnsanlığın çok korktuğu ama hepimizin bir gün kapımızı çalacak olan “ölüm” nedense beni rahatsız etmiyor.Belki de ölüm asla ölmeyeceğimizi söylemeye gelen son acı gerçektir.Sonra ver elini sonsuz huzur ve mutluluk…
NOT:Yazar sonsuz kısır döngü içindeki hayatından bir kupleyi siz okuyucularına sunar ve karşılığında hiçbir menfaat beklemez.Yada eşek değilsiniz ya bi yarıma kaşar salam yaptırın….

Bir Büyükşehir hastalığı insanları için için kemiriyor.Adı da “Yalnızlık".Bende bu konuda avaz avaz bağırmaya devam ediyorum…Sevgililik müessesi bu sezon bitmiş,tükenmiş.Eskiden böyle değildi!..Nerde o yana yana yolunu ,telefonunu beklediğin sevgililer.Sadece ben değil herkes memnuiyetsiz,tatminsiz olmuş.Yalnızlık tercih edilmiş şimdilerde; ayrılsalar bile dostça görüşmekte,sorgusuzca seks yapmakta bir beis görülmemekte. Aşk mukaddes bir şeydir.Zamanla öğreniyosun ki meğer aşk,sevgi muhabbetten başka bişey değilmiş.Sevgilim dediğin zat ile de konuşacak bişey bulamadığında aşkın bitmesi de bunu anlatır.Aşkta ,divanda bülbül niye bu kadar önemlidir?Bülbül muhabbetin ta kendisidir çünkü..İlkokul da birinden hoşlandığın zaman avaz avaz söyleyemezdin , utancından yerin dibine girerdin.Sana özel olmasını isterdin.Küçük bi ten teması sonsuz huzura kavuştururdu insanı.Şimdilerde çatır çatır zikişildiği takdirde ilişki yaşadığını benimseyebiliyosun.Nerde o masumiyet,çocukluk?.Birinci bölümün sonu bumu?Ne oldu da insanların büyük çoğunluğunun birbirine olan güveni bu denli yitip kayboldu.Bu şarkılar ,destanlar boşa mı yazılmış m.na koyayım.Adam dağı delmiş,oluk oluk akıtmış suları.Sigortalı,maaşlı çalışan olsa bu kadar azimli olamaz insan.Karşılıksız üstelik bu hareketi de ama bugün sadece küçük bir telefon veyahut tatlı bir söz söylemeye bile üşenir oldu insanlar.Büyük bir tufanla yer gök birbirine girecek altın bir çağ başlayacakta,sanki o tufandan evvelki sıkıntılı ,kasvetli bir beklemeymiş gibi geliyo.Gerçi m.na koyduğumun doyumsuz insanı kıyametten bile tad alamaz ya "baba baydı hadi başka yere akalım” gibi cümleler sıratta sıra beklerken bile duyulur gibime geliyo..Çokta umrumdaydı sanki benim derdim bana yeter.Zaten ilişkiler konusunda o kadar har vurup harman savurmuşum ki,bugün adeta bir keloğlan gibi aşkın pençesinde kıvranmaktayım.Aşık olmakla olmamak arasında gidip gelmek yani.Her biten ilişkinin ardından artık tamam bundan sonra aşk bitmiştir desem de karşıma çıkan gülyüzlülere hayır demek o kadar kolay değil.Ne yardan ne serden geçmek bu işte.Genede biteceğini bile bile başlamadık ya.Şahane bir ruhsal arınmaya vesile oluyor benim için bu durum.Her seferinde ruhumda “Lavabo aç” gibi yeni çakralar açıyo ..Aman bozulmasın…Bu melankolik havam beni mutlu eden tek his zaten.Bu halime saygı duyulsun istiyorum...Elimden gelen her şeyi sonuna kadar yapmaya karalıyım.En azından kendi vicdanımı rahatlamak için..Ben hastalıklı aşk yazarları ,bilmem s.kim sokum aşk doktorları gibi şaklabanlık peşinde değilim ki..Bana danışmanız için yazmıyorum bunları hislerimi kağıda dökmek rahatlatıyor sadece. Eski bir hatırayı incitmekten bile çekiniriz bazen.Zaten hayatta tamamen bir denge işi değimlidir?En reaktif değişkenlerden olan “oksijen” bile doğada %21 oranında sabit kalmak zorunda dünya üzerinde!...Bu oran birazcık aşsın en ufak yıldırım bile devasa yangınlar çıkarabilir.Sevdiğim bir üstadın sözüyle elveda:
Ben mecnunmuyum bir .m için çöllere düşeyim
verirse verir vermezse leylayı da s.kym. Saygılarımla....
”Biterken “Eminem-Beautiful” çalıyodu….”
-Alo buket nasılsın aşkım?Seni unutamadım ben
-Aloo!! Ne var lan y..rrak.Konuş
-buket nasılsın?Ben...ben seni çok özledim.Nası gidiyor hayat?
-Kes lan .mcık!ne istiyosun y.rrağım çabuk söyle(hırıltılar)
-Geçmişteki güzel günlerin hatrına aradım seni belki senede birgün olsun görebilirim o güzel yüzünü tekrar.Çok özlüyorum seni buket uzun zamandır görüşemiyoruz neler yaptın ,evlenmişsin diye duydum mutlu olursun umarım
-Geçmiştekilerin de gelecektekilrein de avradını sigiyim seninde daly.rrak!!
-Anladım canım !!Bide senin biraz skıntılı bi zamanların vardı ben hiç tasvip etmedim sana yapılanları yanlış kişilerle zaman geçirdin.O yüzden arayamadım seni..
-Valla güzelim,ben unumu elemişim eleğimi asmışım o yüzden hiç skimde değil,arayıp aramaman…
-görüşmek üzere …Seni hiç unutmıycam aşkım...
-s.ktir lan!!!
Bu edebi yazışmalarımı sizlerle paylaştım .Arada imla kuralları ve anlam bozuklukları olabilir.Siz değerli okurların affına sığınıyorum.Edebiyatçımıyım anına koyim…
Gittin sevgili.Ev sensizlik kokuyor şimdi.dokunduğun her eşyayla gözgözeyim.Ve onların bitmek bilmeyen taksitleriyle.Misal şu mikrodalga fırın sevgili.Hani”mutlaka alınmalı ay her eve lazım canım “dediğin elektronik aygıttan bahsediyorum.Nasıl bi boş anıma geldi de aldırttın onu bana hala anlamıyorum.Tek hatırladığım”benım bonus karttan çektiririz aşkısı “deyip”aaa!!ama limiti dolu benimkinin”manevrası yapmıştın yine galiba.Ve bilirsin senin en çok manevralarını severdim.Gittin sevgili.Ev sensizlik kokuyor ,duvarlar benimle birlikte ağlıyor sevgili.ya aslında evi bok götürüyo sevgili.Hani en son bimden 1.95e şeker köfte alıp tavada kızartmıştık ya he işte o tava şimdi simsiyah olmuş .Mis gibi tavanın …..Senden küçük bi hatıradır diye bir haftadır küçük tuvaletin sifonuna basmadım.Gerçi hatıran pek küçük değil ama olsun sevgili.Senden bi parça nede olsa…Yağ-çöz bitti sevgili.Hani en son yaptığın patatesli bezelyeli salçalı o nefis yemek vardı ya.İşte onu da kimse yemedi ziyan ettin malzemeleri. Skoçbraytla bi girişeyim dedim bulaşıklara paramparça oldu tıpkı kalbim gibi sevgili. Sen gittin gideli hiç kitap okumadım sevgili.kitaplığın önünde uzun uzun durup “dipsiz kuyu be kardeşim “deyip verdim kendimi televizyona,yutuba,feysbuğa be sevgili.Gerçi gördüklerimden en az beş kitap konusu çıkar sevgili.Allah razı olsun bi büyük yaş üzüm rakı parası bırakır gene.bi müddet dönmede şöyle ağız tadıyla bi bekarlık yaşayayaım bari be.”hala haytalık mı yapıyo “diye sorarsa valide ”bimde kasiyerliğe başladı Allaha şükür”deyiver.bide onla uğraşmayayım.Elalemin ağzına laf verme sevgili.aha! kapı çalıyo sen mi geldin sevgili?Yok !!.alt kattaki herifmiş 50 lira borcunu istiyo.Benden izinsiz benim adımla borç damı aldın sevgili?Hani kendi yağımızda kavrulacaktık.bide gelirken iki ekmek bi yoğurt al bende para kalmadı.tabi gelirsen sevgili……

Merhaba OkurBiraz canım sıkkın biraz ters girdim farkındayım ama idare et bu ara.
**"İnsanlar kahpe İnsanlar" demiş şair.Kim demiş bilmiyorum ama ben şu şekilde söylerdim:İnsanlar g.t İnsanlar...
**Bugün perşembe ve dışarda çok güzel bi hava var.Biraz temiz hava alayım hem can sıkıntım gider biraz da ciğerlerim bayram etsin diye düşündüm ve sahile indim.Yıllar sonra ilk defa sahile iniyorum.Vay be.Teyzeler belediyenin koyduğu spor aletleriyle adeta boğuşuyor.Bu dünyada bi teyzeden daha tehlikeli bişey varsa oda 2 teyzedir.Korkarım teyzelerden.Bu hani direksiyon gibi olan alet varya bi tanesi adeta iett şoförü edasıyla kullanıyodu.Erkek olsa MC Laren pilotu olurdu ondan.Takdir ettim.Kadınlar erkeklerin hayatında olmazsa olmazlardandır.Erkek çalışır eve bi ekmek getirir.Kadın da çalşıyosa eve bi ekmek getirir.Bunlar evde adam başı bi ekmek yerler.Açıkçası böyle insandan tiksinirim ben.Pilavın yanında ekmek yiyene ise mal denir.İbrahim sözüm sana
**Ekmek nimettir çocuk ise bereket.Evin içinde dört dönüp anayı babayı çileden çıkarmak için uğraşır.Sürekli sorar bu ne, şu ne, niye öyle, hava ne, b.k ne, çiş ne diye.Evin neşesidir aynı zamandada.Evlilikte olmazsa olmazlardandır niye anlamadım.Evet
**Çocuk evin neşesidir ama olmuyosada zorlama be bilader.Bak elalemin çoluğuna çocuğuna tinerci,psikopat ya öyle olursa seninkide.Biraz düşün.Çocuğu olmadığı için doktor doktor gezip bi ton para harcayan insan sözüm sana.O doktorlara verdiğin parayla rusa git ne gam kalsın ne keder.Bir saat yüz dolar lan.Yalnız rustan bahsedince karnım acıktı.Enteresan
**Bilimin her türlüsüne saygım var ama cumhur plastiği anlamıyorum.Eyvallah uğraşmıssınız ölçekli maşrafa yapmışsınız ama o maşrafalar tuvalletten başka bi yerde kullanılmıyo be bilader.Bende bugüne kadar g.tünü ölçerek yıkayan bi insan evladına rastlamadım.Sen rastladın mı?Hayır Küresel Isınmaya göndermeyse çık bi açıklama felan yap.Bu arada Çılgın Yard.Doç varmı yaa...
**Biraz bizim mahalleden bahsetmek istiyorum.Sevimli bi köpeğimiz vardı.İsmi papyon.Herkesle dost herkesle arkadaş.Beni gördümü bi oyunlar bi şakalar falan.Geçen araba çarpmış buna mümin abilerde dereye atmışlar.Nur içinde yat papyon.Yaşarkende bi s.kim yapmıyodun zaten.
**Bizim mahallenin muhtar adayı ne acayipti öyle.Ne fenaydı.Adamın seçim vaatlerinden biri 6-12 yaş aralığındaki tüm çocuklar okula gönderilmeyecek onun yerinde eser miktarda uyuşturucuyla bayıltılacak.Hem masrafları azalacak hemde ortalıkta gürültü eden çocuklar olmayacakmış.Ulan hayvan sen hiç çocuk olmadın mı?Çocuk evin neşesidir.Bunu demiştim galiba.
**Dost dost diye nice nicesine sarıldım.Benim sadık yarim kara topraktır.Ne güzel demiş Aşık Veysel hem halk ozanı hemde felsefeci gibi değil mi?
**Son olarak siz siz olun sevdiklerinizle iyi geçinin emi annem...

Selam herkese.Bir Bayram daha geride kaldı birçoğunuz sevidkleriyle birlikte olup ilerde hatırlayacağı ve mutlulukla anlatabileceği güzel anılar sahibi olurken birçoğumuz da geçmişte bir avuş dolusu elde ettiği anıların mutluluğuyla avunmakla yetinebildi.
Biraz duygusal bi giriş oldu farkındayım neyse hızlıca anlatacaklarımıza geçelim..
--Malum bu aralar canımın sıkıntısı had safhada olduğu için ilkokul öğretmenimin dediği gibi"insanın en iyi dostu kitaptır" lafına kanıp kitap okumaya heveslendim.Hadi okumuşken şöyle tarihi bir gerçekliğe ışık tutan,Kültürümü artırabilecek, kalın bi kitap okuyayım dedim.Belki yarın öbürgün ortamlarda sosyal bilgimle toplumumuzun kanayan yarası eğitimsizliğe kendi imkanlarımla bir ışık tutarım.O da olmadı ortamlardan kız kaldırmamıza yardımcı olur öğrendiklerim diye kitaplığa bi göz attım.O anda aklıma şöyle bi soru geldi."Bir insan neden tuğla gibi kitap yazar?"Tolstoy ,Yaşar Kemal,Orhan pamuk sonra Dostoyevski .Yani zannetmiyorum hiçbir yazar "ooooo dur bi tuğla gibi kitap yazayım da en olmadı davarın biri arabasına takoz nıyetıne kullanır"diye düşünsün.Filli Boyann tesislerinin bir ayda tam kapasiteyle urettigi kadar boya harcadi picasso..Sağır kulagini tedavi icin göztepe ssk ,yada şişli etfali dolasacagina ya da "Hass.sktir...ekmek teknem, kulagim gitmis, sihhatim bozulmus...bundan sonra kralini tanimam,vurur kafayi uyurum aga" diyecegine inatla beste yapan beethoven'a ne demeli...bu insanlar orospu cocugu mu ki durduk yere dev eser uretsinler, milletin goz sagligina tecavuz etsin,kiymetli zamanini calsin...ya da hayvan cocugu mu ki bi ton boya harcasin.Demek ki cok canlari sikiliyormus bu büyüklerimizin.Benim de sıkılıyo ama malesef böyle eserler veremiyorum.Özür dilerim.neyse.pek arkadaslari,arayan soranlari yokmus...sevilmeyen kisiler olabilirler...pekala olabilirler...o yuzden calmayan telefonlarimiz, sorulmayan hatirimiz bizim icin bir umut isigi olabilir...simdi Orhan Pamuk'un muhabbetlerin olmazsa olmazi,sinifin komedyeni,"bi fıkra anlatınca hepimiz ohaaa olduk,yerlere yatirdi bizi" olani,kisacasi ortam adami oldugunu dusunelim...Yada Nobel ödüllü bu zatın Nike'den aldigi eyırkondişınlı, goz alici,janjanlı ayakkabılarıyla Kadıköyde yarrak gibi bi o yana bi bu yana yuruyerek cenkleri, orçunları aradigini dusunelim...o kitaplari eger oyle bir adam olsaydi yarragimi yazardi...ayni bilgi birikimine, ayni hissiyatlara sahip olsaydi-ki olmazdi- yarrragimi yazardi...sikinti ile uretkenlik arasinda bir bag oldugu kesinlik kazaniyor boyle dusunursek..
yani o eserlerin, o kitaplarin, resimlerin, muziklerin insanlik tarihine sirf can sikintisindan kazandirildigini dusunebiliriz...demek ki siki can gercekten iyi bir seymis kolay kolay gecmezmis...yani diyecegim su ki; etrafimizda sevmedigimiz, beraber gezmek istemedigimiz, ayni ortamda bulunmayi istemedigimiz insanlari aramazken, ekerken, bi yere cagirmazken iki kere dusunelim...hem kendi ekmek yedigimiz tabaga pislemeyelim hem de yanimizda yoremizde gencbir Orhan Pamuk yasiyor olabilir...ona biraz saygi gosterelim.Gerçi ben Counter Strike oynuyorum canım sıkılınca aklıma başkada bişey gelmiyor.Sizde benim gibi davarımsıysanız yalnız değilim demektir.Tüm davarlar adına güzel ve bol eğlenceli bir hayat dilerim tüm insanlığa...

22 yaşına geldim hala bazı olayları ağzı açık bir şekilde izleyebiliyorum.Tam anlamıyla olgunlaşamadım yani.Kimi insanlar beklenmedik ani olaylar karşısında soğuk kanlılığını koruyarak"hmm şimdi sakin olmalı ve sağlıklı bir karar vermeliyim" derken aynı olay karşısında ben" as.ktir abi napçaz yaa b.ku yedim abii nolur biri bişi söylesin"tarzı yakarışlarımla kendimi ifade ediyorum.Şimdi tabi çok iyi bir yazar olmadığım için tam olarak anlamatadım galiba.Yani kendimi ifade etme özürlüyüm işte.Hayatımın her döneminde "duyarlı" diye tabir edilen insanlar tanıdım.Bu "duyarlı" denen şahıslar genelde duygusallıkları ile tanınıyolar.Bir kızın derdimi var tak orda bir duyarlı,bir kız başını bir erkeğin omzuna dayamış ağlıyor mu? tak al sana bir duyarlı daha.M.na Kodumun duyarlısı.Açıkçası kıskanmıyor değilim.Burdan yalnız , sevgilisiyle tartışmış yahut ayrılmış kızlara seslenmek istiyorum.Derdinizi bana anlatabilrsiniz.Başınızı geniş omuzlarıma koyup aynı anda elimi tutabilirsiniz.Buna kesinlikle Hayır demem.Bunu serin bir havada bir sahil kıyısında insana huzur veren yeşilin içinde bir parkta ki bankta başbaşa otururken yapabiliriz.Yada benim arkadaşın evi var bağcılarda orda da olur yani.bekar evi biraz dağınıktır her yerde tek çoraplar vardır ama olsun.Yanlış anlamayın lütfen.Tek amacım sizlere yardımcı olmak.Kendim için bir şeyler istiyosam namerdim.Unutmayalım özümüzde insanız.Hepimizin sorunları,sorumlulukları,ayağı var.Bu gerçekleri göz ardı edemeyiz dostlarım.Ama şu bir gerçek ki bazılarımız gerçekten bu hayata 1-0 önde başlıyolar.Bazen okul da çok güzel kızlar ve çok yakışıklı erkekler görüyorum.Resim gibiler özenerek yapıldıkları belli.Şimdi insan düşününce ne kadar farklı hayatlarımız var diyebilir.Bir onunkine bak bir bizimkine bak diye feryat edebilir.Hayır dostlarım.Aslında hepimizin o kadar çok ortak yönü varki.Onların da ayağı var bizimde.Ayaz da bekleyip soğuğu yiyince onlarında sümüğü donuyor bizim de.Biz evde mercimek çorbasına ekmek doğrayıp yanında soğan yiyoruz,onlar italyan restoranın da spagetti bolognese ama sonuçta aynı yerde buluşuyoruz."100 Numara".Bu örnekleri sizlerde evde çoğaltabilirsiniz.Söylemek istediğim bu kadar çok ortak yönümüz varken niye bir Boğaç,Tuğberk,Berkecan gibi bir hayatımız yok?Aslında işin özü DNA da.Evet kesinlikle genetik birşey bu.Hani bazen arkadaş ortamında birini beğendiklerinde deriz "lan o herifin neresi çekici malın teki lan o" "evet abi bakma cool duruşuna elazığlılar derneğinde halay çekiyo bu davar" gibi cümlelerle karşımızdakine bok atarız ama bi selin çıkar ve"hadi be siz ne anlarsınız Berk bi kere çok duygusal ve romantik biri onun iç dünyası çok farklı" der ya işte bu beni çok üzüyor.Yani iç dünyası var diye bu Berk denen herif 31 çekmiyo mu?Sanki amacı duygusal görünüşünün altında selinin g.tünü ellemek değil mi?Bunu selinde biliyor ama hoşuna gidiyo demek ki ,Berke dokunmak .Mehmetleri sevmiyo belli.İşte bu mağlubiyet aslında bizim kontrolümüz dışında gelişen bi hadise.Yaşım 22 ismim Mehmet kütüğüm Eskişehir Çifteler.Bu da kaybetmeme bi neden olabilir.Bi kere bu insanların hayatlarına giren kişilerin sosyo-kültürel yapısı,ekonomisi tarzı hepsi benden üstün.Mutlaka bu Berkler,Atacanlar,Tuğçeler çok gezmiş dolaşmış,İstiklaldeki bütün cafe ve barları ezbere bilen tipler.Kendime bakıyorum ben cevizli maltepe arası yıllarca mekik dokumuşum.Ortaokulda deliler gibi sevdiğim beni terk ettiğinde salya sümük ağladığım kızı geçen salı pazarında gördüm.Evlenmiş 6-7 yaşlarında çocuğula pazardan patates alıyodu.Satıcıya "eziğinden filizleneninden koyma kızartma yabıcam küçüğünden koy he"gibi isteklerini bildiriyodu.Bi yandan da elinde yarım ekmek yiyen çocuğuna "valla elimin tersiyle anlının şafağına çakarım çocuk gibi he" diye bağırıyodu.O an beni terk ettiği için ona dualar ettim.Artık nası bi kocası varsa dirseğine kadar bilezikleri vardı.G.tü de leğen gibiydi.Belli iyi yere kapak atmış.Şimdi benle evlenmiş olsaydı belediye bursları kestiği için açlıktan zafiyet geçirebilrdi.Diyorum ya genetiğimde kaybetmişim ben.Yazımın bundan sonrasında G.O.Ü(genetik olarak üstün) diye tanımlıycam bu insanları.g.o.ü. olanlar starbucksta Brewed Coffee ,Frappuccino veya Espresso Traditions içerken ben bimden aldığım vip üçü bir arada kahvemi yudumluyorum.Ama mutluyum.Onlar benim o küçük ayrıntılardan yakaladığım mutluluğu hiçbir zaman tadamayacaklar........Offf...Kimi kandırıyorum lan ben.Tabi ki mutlu falan değilim.Yani bir Tuğberk yada Berkecan gibi canım sıkıldığında arayıp nişantaşında buluşabileceğim babası Ülkerin veya Tadımın sahibi bir kız arkadaşım yok.Telefon defterim onlarınki gibi uçsuz bucaksız değil sadece 15 kişi var dostlarım.Amcam,dayım,yeğenlerim,dedem birde bikaç samimi arkadaşım var.Ben canım sıkılınca dayımı arayamam.İşi gücü var lan adamın.Yada dedemi arayıp "Canım çok sıkkın işin yoksa altıyolda buluşalım mı?"diyemem.Allah korusun bastonu vurduğu gibi pekmezimi akıtır zaten 3 gr olan aklımda orda gider.Yalnızım ben.Çok yalnızım.Elimdekinin kıymetini bilemeyen bir aptal.Hayatta aradığını sonunda bulmuşken ona sımsıkı sarılıp sırtını ona dayayacağı yerde onu elinin tersiyle itmiş bir aptal.Haklı olarak beni görmek,sesimi duymak istemiyor.Zaten mesajlarıma da cevap vermemesinden anlaşılıyor.Galiba şansımı kaybettim ve bunu daha fazla zorlamamalıyım.Kendi gerçeğimi kabul etmiş durumdayım.Gitti işte bi daha gelmemek üzere gitti.Ne o şaşırdınız mı?Yazımın duygusal devam edeceğini tahmin edemediniz değil mi?Aslında aklımda ,fikrimde hep "o" var.1 haftada tam 5 kere rüyamda gördüm onu.Rüyamda hep gülümsüyodu bana.Sıcacık,içten bi tebessümü beni keyiflendiriyodu.Ama sonrası gelmiyodu bi türlü rüyamın.Hep burda bitiyodu ve ben 4 gün boyunca aynı rüyayı gördüm.Dün alarmı kurmadım ve yatarken Tanrıya dua ettim."Tanrım yine aynı rüyayı görürsem lütfen sonunu getir ve mümkünse mutlu sonu göreyim".Dileklerim kabul oldu.Yine rüyamdaydı.Açık bir alandaydık ve aramızda bayaa bi mesafe vardı.Uzaktan bana güldüğünü görebiliyodum.Yine o sıcacık gülüşünü attı ve bana doğru yürümeye başladı.Yaklaşıyodu.Tanrım o kadar mutluydum ki adeta havada yürüyodum bende.Adımlarımız hızlanmaya başladı.O iyice gülmeye başladı bu arada sürekli eliyle bişeyler işaret eder gibiydi.Anlamadım.Ben ise kollarımı kocaman açmış ona sarılmak için sabırsızlanıyodum.İyice yaklaştık birbirimize.Baştaki o sıcacık tebessüm yerini kahkaya bıraktı artık.Deliler gibi gülmeye başladı.Hatta o kibar,hanımefendi,sempatik hareketleriyle beni kendine aşık eden kız gitmiş,küçükken mahallede aliminyum anten çaldığımız arkadaşım "tatar recep"gelmişti.O da böyle pis gülerdi.Evet bi itiraf küçükken anten çalıp satardım.neyse konumuz bu değil.Hatta bigün biz gene iş başındayken ben yakalanmıştım ve adamlar beni bi güzel pataklamışlar o da pis pis sırıtarak beni izlemişti.Dedim ya o an recepti karşımdaki.Artık iyice yaklaştık birbirimize aramızda 2-3 metre vardı.Ulan insanın şansı rüyasında da mı rast gitmez be arkadaş.Meğer altıma pantolon giymemişim.Miki fareli donumla kızı etkilemeye çalışıyomuşum.Bana 1 saattir onu işaret ediyomuş eliyle.Bir anda o açık ve tenha alanda sesler yankılanmaya başladı.Çok şiddetliydiler.Kafamı bi an sola çevirdim.Aman Tanrım!! Recepti bu."Naber lan godik.Alemeyona gidelim mi?şşşş"diyodu.Sağa baktım Haydarı gördüm.Arkama baktım Deli Cevat.Aşkıma baktım o IŞIL IŞIL gözler,çakmak çakmak bakışlara o kibar ve narin vücut bir pehlivan vücuduna dönüşüyodu.Daha sonra da dedeme dönüştü ve mutasyonu bittiğinde kafam yediğim bastonla uyandım.Uyandığımda çok terlemiştim ve gözümde de birkaç damla yaş vardı.Gene kaybetmiştim.İnsan kendi kurduğu hayal dünyasında bile başrol değil de figüran oluyosa heralde bu benim değil genlerimin suçu.Heralde orta asya da herkes kahramanlık yapıp isim sahibi olurken benim atalarım birilerinin çadırına obasına dadanıp fırsattan istifade ne bulursa çuvala dolduruyoduı.O gün tahmin edemediler ama bugün benim kodumu bozdu or.spu çocukları.Dedim ya genetiğim bozuk.Burdan Tuğberklere,Boğaçlara sesleniyorum."Telefon rehberinizde yalnız ve kendine sevgili arayan birileri varsa ben burdayım tanışmaya hazırım.Olmazsa sevgilinize bi sorun bakalım ablası varmıymış yada arkadaşları.Lütfen bu iyiliği yapın.Ya da hiçbişey yapmayın ben yalnızlığımla olan dostluğuma devam edeyim,dertlerimi odamın nemli ve boyası dökük duvarlarına anlatayım.Yalnızğımla sevişeyim nede olsa benle kavga etmez ve bigün beni terketmez..."

Selam Okur.Nasılsın?Bugün keyfim yerinde olduğu için böyle bi giriş yapayım dedim.Küçük bi okuyucu kitlesi yaptım ve bunun farkındayım onlara da beni takip edip mesajlarla destek verdikleri için çok teşekkür ediyorum ve ekliyorum eğer özel mesajdan ziyade açık yorumlarınızı bırakırsanız daha çok sevinirim."ÇOK SAOLUNNN" (kaan tangöze gibi).Size biraz ilişkilerden bahsetmek istiyorum.Nedir ilişki?Neden hayatımızda bu kadar önemli bi yere sahip?Çok yetenekli olabilrsin.Şahane fikirlerin vardır geleceğe yönelik,yurt dışında çok iyi bir eğitim almış olabilirsin.Bunlar iyi meziyetler ama insanlar daha çok senin özel hayatına merak duyarlar.İş hayatın hep geri plandadır.Peki niye böyle?Neden Michael Faradayın "Elektromanyetik İndükleme Yasası" bu kadar merak edilmezken tülinle caner ne zaman evlenecek diye kendimizi yeriz?.Kendine güvenen farklı olduğunu hissedenler her ne kadar konuşurken"başkasının özel hayatı beni ilgilendirmez ben kendime bakarım" benzeri cümleler kursada "HAYIR" dostlarım.Aslında merak ediyoruz hemde çok merak ediyoruz.Sibel,Ahmetle çıkıyomu?Tuğba vurduruyo mu?Berk Çişili yaladı mı?Evet bu ve buna benzer bir sürü soru var aklımızda insanların özeline dair.Hatta bu aşk meşk mevzularının o kadar içindeyiz ki daha çocukken bu gizemli dünyaya ayak basıyoruz.Hatırlayın hangimizin bir ilkokul aşkı yok?Hadi daha öncesine gidelim.Evinize misafirliğe gelen teyzenin kızıyla arka odada kaynaşmamızı isteyen annemiz değil mi?Tabi o zamanlar doktorculuk oynarken hemşireyle ilişkiye girmek aklımıza gelmiyodu onun için sorun yok.Şimdi ben bugün tuğbişlere gitsem kapıyı babası açsa "amcacım meraba biz 15 yıl önce tuğbişle doktorculuk oynamıştıkta yine oynayabilrimiyiz diye sorucaktım"desem nötricina kremle kremlediği nasırlı elleriyle yamultazmı beni?Teoride herşey aynı.Ben,tuğbiş,mekan peki neden bugün oynayamıyoruz onla?Çünkü büyüdük.Biz büyüdük ve kirlendi dünya.Olgunlaştıkça bazı gerçekleri daha iyi idrak etmye başladık.G.t,meme,baldır bacak evet tüm bunlar beynimizin korteksine kayıtlı bilgiler.Bunları hafızadan çağırarak ran modunda kompayl ediyoruz.Sonuç tabiki uuu beybii...Tabi bu hormonsal bi durum.Şimdi biraz ilerleyelim ve ilkokul yıllarına gidelim.İlk aşk durumları yani.Masum bir şekilde içinde seks olmayan duygularını dle getirirsin.Buda genelde "seni seviyorum" demekten ibarettir.Bakın ne kadar masum değil mi?En büyük ekşın kızın elini tutup yanağından öpmektir.Ötesine pek kafan basmaz yada benim basmıyodu bilemiycem.Sonra ortaokul yılları.Kızlar biraz daha serpilmiş,erkekler ise erkekliğe ilk adımları atmaya başlamıştır.sigaraya başlayıp etrafını da etkilemek isteyenler şöyle derler"Al lan zigara sende iç çok güzel".Hatırlıyorumda daha o yıllarda bile kız kavgaları vardı.Yani Dünya var olduğu zamandan bu yana ve gelecekte bu kadınlar için kavga edenler hep olucak.Neyse daha arabesk durumlar ise lise yıllarında olurdu.Aşkına karşılık alamadığı için ilaç içen ama içtiği ilaç sandoz olduğu için yüzü yanan sonra da acısını unutan tipler.Başka bişeyden bahsedicem.Buu hani kadınlar gün yaparla ya aralarında.Hani komşu kadınlar gelir kısırlar, kekler yapılır.Full dedikodu yapılan günler.Açıkçası öyle günleri çok seviyodum gıcık olduğum bazı durumlar da vardı ama.Böyle canım odamdan hiç çıkmak istemediği zamanlar kafamı odamın kapısından uzatıp anne bana ortaya karışık bişeyler hazırlasana derdim ama annem hemen unuturdu bende aç köpekler gibi odamda dolanırdım.Bazende kendimi böyle yakışıklı hissediyosam bide havada güzelse giyiyodum en güzel kıyafetlerimi aralarına gidip bi selam veriyodum.Açıkçası beni gören kadınlar hemen kızlarını arasın"Alo..Kızım nerdesin?Tokmakcanla mısın?Yauvv bırak şimdi onu burda fatma hanımın süpersonik bi oğlu var gel tanış hatta gelirken kuyumcu ya uğra yüzükleride al bi söz yapalım"falan desinler istiyodum.Heheheh.Saçma tabi ama hayal işte.Ya olursa?Açıkçası ben meraklı bi adam değilim.Yani başkasının özel hayatını hiç merak etmem.Kimin elin kimin g.tünde banane be arkadaş.Hatta o kadar modernim ki kız arkadaşlarımın bile geçmişlerini sormam.Benden önce ve benden sonrası vardır zihnimde.Bunları aşmış olarak görürüm kendimi.Bazı insanlar görüyorum sevgilileri öyle hediyeler alıyolarki kıskanıyorum onları."Bak bu bilekliği boğaç aldı doğum günümde nasıııllll" yada" Olum zeynep bi parfüm almış bana yok böyle bişey yaa" diyip hava atmıyolarmı?Anına koduklarım.Bu kıskançlığım belkide hiç hediye almamışlığımdandır.Hatta öyle galiba.Hiç hediye almadım ben.Yani sünnetimde takılan paralar sayılmazsa eeee yok almamışım yani.Evet belki bi parfüm,bi künye yada bi kıyafet alan olmadı.Her ne kadar maddi olarak değerli olup insanları mutlu etselerde ben maneviyatın daha önemli olduğuna inananlardanım.parfüm biter,kıyafet eskir ilerde hatırlamazsın ama eğer birisi senin için bi şiir yazıp bunu senin için yazdığını söylemişse ömrün boyunca unutmazsın.Evet ilk defa bi kız bana şiir yazdı.Pek anlamasamda bu işlerden çok duygulandığımı söyleyebilirim.Tam bir ay önce aldım bu şiiri.O zaman uzun soluklu bi ilişkiye başladığımı düşünmüştüm ama hepsi 2 hafta sürdü.O zaman benim için büyük bi şevk ve ilhamla yazılan bu şiir şu an onun için hiç bi anlam ifade etmiyodur heralde.Dedim ya bitti.Eminim o beni hatırlamıyo bile ama ben bu bir defterden koparılmış kağıda yazılan şiiri ömrümün sonuna kadar saklıycam galiba.Her baktığımda gülümüyorum,moralimin bozuk olduğu zamanlarda bana keyif veriyo.Çünkü benim için yazılmış olduğunu bilmenin keyfi başka hiçbişeyde yok.Konu biraz dağıldı gibi toparlayayım.Dedim ya bu ilişkiler konusunda her ne kadar ilgisiz gibi gözüksekte hepimizin tek bi arzusu var "mutlu bir beraberlik".Şimdi düşündüm de hayatımın kadını napıyo acaba şu an.Belki mutfakta fasulye ayıklıyo yda bulaşık yıkıyoda olabilir yada pleysteyşın oynuyodur.Hmm olablir mi acaba?Açıkçası tercihim yemek yapmasını bilen bir kadın.Boğazıma düşkünüm çünkü.Eve gideyim annem kısır yapmıştı onu yiyeyim bari.Saygılarımla.Kendinize çok iyi bakın.
Merhaba Okur.Bundan sonra sana böyle hitap etsem kızmassın heralde.Şşş arkadaşım bi bakarmısın dan iyidir.Evet başlıyoruz
**Bugün pazar ve dışarda çok güzel bi hava var.Temiz hava alayımda ciğerlerim bayram etsin diye düşündüm ve sahile indim.Yıllar sonra ilk defa sahile iniyorum.Vay be.Teyzeler belediyenin koyduğu spor aletleriyle adeta boğuşuyor.Bu dünyada bi teyzeden daha tehlikeli bişey varsa oda 2 teyzedir.Korkarım teyzelerden.Bu hani direksiyon gibi olan alet varya bi tanesi adeta iett şoförü edasıyla kullanıyodu.Erkek olsa MC Laren pilotu olurdu ondan.Takdir ettim.Kadınlar erkeklerin hayatında olmazsa olmazlardandır.Erkek çalışır eve bi ekmek getirir.Kadın da çalşıyosa eve bi ekmek getirir.Bunlar evde adam başı bi ekmek yerler.Açıkçası böyle insandan tiksinirim ben.Pilavın yanında ekmek yiyene ise mal denir.İbrahim sözüm sana
**Ekmek nimettir çocuk ise bereket.Evin içinde dört dönüp anayı babayı çileden çıkarmak için uğraşır.Sürekli sorar bu ne, şu ne, niye öyle, hava ne, b.k ne, çiş ne diye.Evin neşesidir aynı zamandada.Evlilikte olmazsa olmazlardandır niye anlamadım.Evet
**Çocuk evin neşesidir ama olmuyosada zorlama be bilader.Bak elalemin çoluğuna çocuğuna tinerci,psikopat ya öyle olursa seninkide.Biraz düşün.Çocuğu olmadığı için doktor doktor gezip bi ton para harcayan insan sözüm sana.O doktorlara verdiğin parayla rusa git ne gam kalsın ne keder.Bir saat yüz dolar lan.Yalnız rustan bahsedince karnım acıktı.Enteresan
**Bilimin her türlüsüne saygım var ama cumhur plastiği anlamıyorum.Eyvallah uğraşmıssınız ölçekli maşrafa yapmışsınız ama o maşrafalar tuvalletten başka bi yerde kullanılmıyo be bilader.Bende bugüne kadar g.tünü ölçerek yıkayan bi insan evladına rastlamadım.Sen rastladın mı?Hayır Küresel Isınmaya göndermeyse çık bi açıklama felan yap.Bu arada Çılgın Yard.Doç varmı yaa...
**Biraz bizim mahalleden bahsetmek istiyorum.Sevimli bi köpeğimiz vardı.İsmi papyon.Herkesle dost herkesle arkadaş.Beni gördümü bi oyunlar bi şakalar falan.Geçen araba çarpmış buna mümin abilerde dereye atmışlar.Nur içinde yat papyon.Yaşarkende bi s.kim yapmıyodun zaten.
**Bizim mahallenin muhtar adayı ne acayipti öyle.Ne fenaydı.Adamın seçim vaatlerinden biri 6-12 yaş aralığındaki tüm çocuklar okula gönderilmeyecek onun yerinde eser miktarda uyuşturucuyla bayıltılacak.Hem masrafları azalacak hemde ortalıkta gürültü eden çocuklar olmayacakmış.Ulan hayvan sen hiç çocuk olmadın mı?Çocuk evin neşesidir.Bunu demiştim galiba.
**Dost dost diye nice nicesine sarıldım.Benim sadık yarim kara topraktır.Ne güzel demiş Aşık Veysel hem halk ozanı hemde felsefeci gibi değil mi?
**Son olarak bu havalarında anına koyim.Gene hasta oldum bu kaçıncı grip ben unuttum valla.Valla iyi giyinin bere,mont sonra benim gibi çekersiniz.Hoşçakalın...
arkadaşlar biliyorsunuz yerel seçimler yaklaştı.Kılıçdaroğlu iyi adam lan! Neyse konumuz bu değil.Her mahallenin bir muhtara ihtiyacı var.Belediye reislerini de unutmadım tabi.Neyse bizim mahallenin muhtar adayları bi acayibime gitti.Yav bizim ortaokulun kantinin çaycısı muhtar adayı olmuş.Lisede ki okulun hademesi bizim mahalleden muhtar adayı olmuş.dedim bu iş bu kadar basitse benim bir arki var."Brandacı Şaban".Aradım bunu dedim bende afiş yaptırıcam muhtar adayıyım."Sen öğrenci değilmisin lan ne seçimi"diye sordu.Dedim hizmetse ben bu davarlardan alasını yaparım.afişi yaptırdım.sonra matbaada çalışan arki var."Dızdız semih".Bunu aradım.dedim bana el broşürü bas."Ne yazacaz lan broşüre nabıyon?ağşam gaveye gel"dedi.pis herif.İnsanın arkadaşlarının davar olması çok acı gerçekten.Neyse ben broşürleride bastırdım.Cevizli mahallesi muhtar adayı ilan ettim kendimi.Ulan meğer bi yerlere de kayıt yaptırıp resmileştirmem gerekiyomuş.Benim afişleri asarken diğer adaylarını kini bizim ordaki arsa da yaktık benim arkilerle.rakip adayların adamı bunu görmüş şikayet ettiler beni.Akşam kapıya polis geldi.Hırsızlıktan içeri dıktılar.Nerden aday oldum ya?Beni seçin lan....
Aslında onu size en iyi ben anlatabilirim.Ona bu hayatta en yakın olan benim.Daha küçükken tanıştık onla.O da her çocuk gibi yiyip içip altındaki beze yapıyordu.Annesi etrafa yaydığı kokudan onun altına yaptığını anlıyordu.Sonra biraz büyüdü.İlkokula başladı.Biraz yaramazdı.Bundan dolayı 5 sene boyunca sınıf başkanı oldu.Bu arada ilkokul 2.sınıftayken hafize adlı bir arkadaşını kaloriferin üstünden indiremediği için annesinin ona el işi dersi için aldığı makasla kızın eteğini kesti.Akşam bunu annesine anlatınca bir güzel dayağını yedi ve o akşam annesi hafizelerin evine gidip ailesinden özür dileyip eteği dikti.Sonra makara kukara ortaokula geçti.Çok iyi resim yapıyordu.Sınıftaki arkadaşları resim ödevini ona yaptırmak için sıraya girerdi.O da yapardı.Sonra atari olayını keşfetti.Okuldan kaçıp atariye gitmeye başladı.Sürekli oynuyordu..Annesinden çok dayak yedi bu yüzden.Annesi okul pantolonu cebindeki jetonları bulduğunda onlar tren jetonu deyince dayağı daha da katmerleniyordu.Çünkü o zamanlar trenler jeton değil biletliydi ve biletçiler bilet kesiyordu.Sonra liseye geçti.Bilgisayarı keşfetti.Okuldan kaçıp internet cafeye gitmeye başladı.Bu yüzden de annesinden çok dayak yedi.Lisede de rahat durmadı.Çok kavga etti.disiplinlik oldu,okuldan kaçtı.Tam sınıfta kalacaktı ki Hulusi Kentmen tadındaki hocası sayesinde okuluna devam etti.Herkes onun için okumaz dedi ama o üniversiteye girdi.Sonra kız olayını keşfetti.Kız arkdaşları oldu.Kızların abilerinden çok değişik dayaklar yedi.Sürekli birileri dövdü onu artık pamuk gibi oldu dövülmekten etleri.Eskisi gibi resim çizmeyi bırakıp yazmaya başladı ve hala yazıyor yani yazıyorum.niye başkası anlatıyomuş gibi yapıyosam.Kendinize İyi bakın efendim.
Arkadaşlar geçen gün aldığım bir maili sizlerle paylaşmak istiyorum.Burda yazılanlar tamamı ile doğrudur.bu iletiyi facebook sahibinden aldım.
"Sevgili üyemiz Mehmet Çanacık"
Biz bu siteyi 2004 yılında kurarken tek amacımız birbirinin izini kaybetmiş olan insanların tekrar bir araya gelmesini sağlamaktı.İlkokul ardaşları olsun,babasının tayini başka bir yere çıktığı için o mahalleden taşınan ve izi kaybolan insanlar olsun bir şekilde kaderin onlara oynadığı bu acı oyunu teknoloji vasıtasıyla yenmeyi planladık.Başarılı oldukta.Ha güzel kız fotolarının altına "Çhokk tahtlluuu yhaa" yazan eşşekleri engelleyebildik mi ?Hayır.Ama o kadar olur.Sitemizi kurduğumuz günden bugüne hem misyonumuz amacına ulaştı hemde ciddi maddi kazanç elde ettik.Ama birgün sen sitemize üye oldun ve herşey o gün değişti.İlk başlarda profilin gayet düzgündü.Sporla uğraşıyosun ve insanlar özellikle genç kızlar bunu bilsin istiyosun.Sözümüz yok.Haklısın.ama ne zaman o resimleri koydun profiline işte o gün bir yuvayu yıktın.Ben Mark Zuckerberg .Bu satırları çok ağlamaklı yazıyorum.olm gitmiş vücutlu fotolarını koymuşsun karımı kaç kez senin profiline bakarken yakaladım.Tek başına baksa iyi baldızı,eltiyi,yengeyi de topluyo başına.Devamlı aynı poza bakıp iç geçiriyodu.Buuu hani varya Arnıld gibi sırtın gözüküyo hani yan eğik bi foton işte ona bakıyolar.İnsan gibi vesikalık koysana lan.Evet ben senin gibi sportmen değilim.Hele de parayı bulunca hepten g.tü göbeği saldım.Ama gel yapma sil şu fotoları.Kurtar evliliğimi.Olm istesem bende silerim ki.Adminim olm ben.Ama kutsal kitaba el bastım öpüp başıma koydum.Profillere müdahele etmiycem diye.Senden tek ricam var bizim için yap bu iyiliği ve sil o resimlerini.daha fazla yazamıycam birazdan joe nun yerine gidicem ve siz yabancıların tadını çok merak ettiği panç denen içkiden içicem.Lütfen ciddiye al beni...
Dikkat aşağıda okuyacağınız satırlar diğer ortak tarafından yazılmıştır.
Selam Ben Steve.Hocam senin fotoları bende gördüm dehşet yaa..Hangi salonda çalışıyosun?Ne kadar zamandır badi yapıyosun?Amino,protein kullanıyomusun?Ya bende bi ara başladım 1 ay gittim bıraktım.göbek oldu.bırakmasam iidi de bıraktım işte malum site işleri felan(Gülüşmeler).Neyse şimdi gitmem lazım faturaları yatırıcam msnmi veriyorum ekle beni kanka.Tanrıya emanet ol.
Msn:"Steve_loveman@mynet.com"...
Osman ile Necdet iki kardeştir.Hep birlikte okuyan pancar suratlı bu denyolar artık büyümüş ve öss ya 5. girişlerinde de barajı aşamayınca babaları İlyas bu duruma müdahele etmiştir."Yeterin lan artık anına goduğum pijleri.yaşıtlarınız çocuğa karıştı siz hala bi okulu gazanamadınız"der.Aslında Osman Necdete göre daha zekidir.Necdet ise tam bir mal.Arkadaş ortamlarında Osman çıktığı kızları nasıl yediğini anlatırken Necdetin tek macerası iett de kızın eline yanlışlıkla deydiğinde aldığı mutlulukla sınırlıdır.İlyas amca bunları zeytinburnunda deri mont atölyesi olan şahap ustanın yanına çırak olarak verir.."Ustam bu hayvanlar sana emanet .Sözünden çıkarlarsa anına goy ikisininde" diye tembihler.Şahap usta"S.kerin pabucunu bi dediğimden çıksınlar hele..sen merak etme ilyasçığım"der demez osmanın g.tüne tekmeyi patlatır."lan bana ordan 13-14 anahtarı getir it"der.Osmanda "anına koyim sanayi mi burası deri atölyesinde ne anahtarı arkadaş"diye isyan eder.Bu iki denyo zamanla kendilerini sevdirir ve atölyeyi rahatça kullanmaya başlarlar.Akşam şahap usta gidince atölyede bir icat üzerinde çalışmaya başlarlar."ZAMAN MAKINASI".Osman Necdete göre daha meraklıdır.Necdet"olm akşam akşam icat çıkarma gel evimize gidelim dest-i izdivaç başladı"desede zamanla o da osmana ayak uydurur ve makinayı tamamlarlar.Osman "Annemle babamın tanıştığa güne gidelim mi lan der"Necdet ise "ya olm onlar görücü usülü tanışmış s.ktir et daha cıvıldaklı bi güne gidelim" der ve bu iki çılgın mucit geçen güne Arif abinin oğlu ibonun sünnetine dönerler.Yer içer oynarlar.Düğün bitince Necdet"Hadi çalıştır makinayı da geleceğe dönelim" der.Osman"Olm zaten bikaç gün sonra gelecekteyiz boşa mazot harcatma "der.Bikaç gün sonra Osman yine" "Annemle babamın tanıştığa güne gidelim mi lan der"Necdet ise "ya olm onlar görücü usülü tanışmış s.ktir et daha cıvıldaklı bi güne gidelim" der hoop yine sünnet ye,iç ,oyna Necdet"Abi gelecek?" Osman"YAvrum sık dişini gelecek"der ve bu iki denyo hayatları boyunca aynı günü yaşayarak ölürler.
Aynur ve Murat.Uzun zamandır birlikteydiler ve birbirlerine deliler gibi aşıktırlar.Aynur:"Oh Murat o kadar mesudum ki o kadar olur".Murat ise "Bende canım sanki belediyeden bedava çamaşır makinası ve kömür yardımı almış kadar mesudum" der.Bu mutlulukları kaderin onlara oynadığı acı bir oyunla bozulacaktı.Zaten mahalledeki müesser teyze "bu mıradı gözüm dutmuyo.sinsilik var bu yosmanin oglinda"diye devamlı Aynuru olduruyordu.Aynur bu doldur boşaltlara alışmıştı artık.Herşeye rağmen seviyordu Muratı.O gün gezmek için kadıköye gitmeye karar verdiler ve dudulludan bir otobüse bindiler.Bindikleri otobüs o lanetli, kasvetli,insanın içini acıtan kırmızı iett den başkası değildi.Aynur boş otobüste hemen akbilini basıp arkaya doğru ilerlemeye başladı.Murat ise akbilini bastığında o gerçekle irkildi."Dolidot dolidot".Hemen dönüp Aynura seslendi.Ama Aynur körüğün diğer tarafındaydı ve işte o an işte o an o acı olay vukuu(nasıl yazıldığını bilmiyorum)buldu.Şoför Kadıköy sapağına girerken körük koptu. Aynur meçhule doğru hızla yol alırken sesi boşlukta yankılandı."Murat aşkımmmmm".Murat ise"Hoşçakal Aynur zaten bende sana ayrılalım diyecektim isabet oldu"dedi.Aynur"Lan fatura parası sende kaldı or.spu çouucuuuuu...." .Murat ise pis pis sırıtarak şoföre dönüp "Hadi baba çek ganyan bayine gülbatur tek geçecek bi kupon yapalım da neşemizi bulalım" dedi...